Karanlık Su Hüzünü
Şiir okumayı, dinlemeyi, yazmayı sever misiniz?
Bence herkes şiiri sever, en azından duygusal boşluklarınızda bir şeylerde olsa karalamışsınızdır. Ayrıca şiir sevmeseniz şuan bu şiir hakkında yazdığım yazıyı okumuyor olurdunuz. Şiir insanın içindekileri dökme sanatıdır bence, insan o an ne hissederse onu yazar, dışından bağıramadıklarını şiirine yansıtır. Şiiri siz yazmazsınız, o an düşünceleriniz kelimeleri yerleştirir. Edebiyat genel olarak böyle bir şeydir, siz düşünürsünüz eliniz kendi kendine karalar.
Karalamak, duygumuzu en iyi betimleme şeklimiz değil midir? Öyle, kesinlikle. İnsanlar karalama ihtiyacını her zaman duyar, siz de boş olduğunuzda kalemi alıp saçma sapan çizgiler atmadınız mı? Sürekli yaparız, şimdi asıl konumuz Karanlık Su karalaması hakkında konuşmak istiyorum.
Şiirin yazarı ölümü çokça betimlemiş, ölenlerin arkasından ne kadar üzüldüğünü anlattığını görüyoruz. Karanlık suda yüzenlerin arkasından gözlerin yaşlı olduğundan bahsetmiş. Kim üzülmez ölenin arkasından? Kim yüzerken diğer yüzenlerin kaybolmasından üzüntü duymaz? Şairin serbest ölçüde yazmış fakat kendisi 'Saf Şiir' akımını benimsemeye çalışmış, pek becerememiş fakat duygular konusunda aynı şeyi söyleyebileceğimizi sanmıyorum. Kafiye örgüsüne çok değinmeyi düşünmüyorum, normal bir şiir. Fakat önemli olan şiirin hissettirdikleridir. Şiir okumak bu yüzden güzeldir, ölmeye başlayan duyguları uyandırır. Ölümü anlatan bu karanlık su hüzünü gerçekten duygularımızı kabartıyor. Şiir, kitap veya herhangi bir edebi metin toplulukları oluşturur, duyguları diri tutar. Okumak önemlidir, okumazsanız topluluk bozulur ve insanlar yollarından saparlar. Başkalarının ölmesine üzülmeyen ağlamaktan bahsetmiyorum, genel olarak içerisinde bir duygu hissetmeyen topluluk tamamen bencil bir topluluk olur. Bunu sadece ölümle sınırlandırmamalıyız aslında, şiirde ölüm bahsetse de ya milli duygularımız ölürse o zaman ne yapacağız? Bu yüzden şiir ve kitap okuyacağız, duygularımızı diri tutmak için hep okuyacağız.
Yorumlar
Yorum Gönder